Tatile Değil,Tefekküre Yönelmek

Bir işi bitirince, hemen başka bir işe giriş, onunla uğraş! Hep Rabbine yönel ve O’na yaklaş!” (el-İnşirâh, 7-8)

Dünyadaki en keyifli, bununla birlikte sorumluluğu nedeniyle en stresli uğraşlardan bir tanesi de öğretmektir. Çünkü her annenin sahip olduğu elmasa şekil veriyoruz. Geleceğimiz adına sorumluluk taşıyoruz. Bu sorumluluktan dolayı öğretmenlik –eğitimcilik mesleği stres taşır. Eğitimciler-Öğretmenler ise bu stresi ancak tatillerde başka uğraşlarla  atabilmektedirler. Bunun yanında öğretmenler yaz tatilinde de gelecek eğitim yılında yapacakları eğitim öğretim faaliyetleri için hazırlıklarını yapmak durumundadırlar.

Emeksiz yemek olmaz. Zahmet çekmeden de rahmet olmaz. Geleceğe talip eğitimciler ,tatilleri bir muhasebe dönemi olarak değerlendirmeli. Dokunamadığım öğrenciler, dönüştüremediğim öğrenciler, yönetemediğim öğrenciler, geliştiremediğim öğrenciler, geri de bıraktığım öğrenciler… diye bir çok sorularla muhasebe etmelidir kendini. Geleceği şekillendirme kaygısı, nesli koruma kaygısı, milli, manevi ve kültürel kodlarımızı koruma kaygısı eğitimcinin tatiline yön verir. Hem kendini dinlendirirken hem de bu sorular çerçevesinde eksikliklerini giderir, fark ettiği yanlışları düzeltmek için bir fırsat bilir tatili.

Bugün yaygın olan mâhiyetiyle bir “tatil” anlayışı  yanlıştır.  Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“Bir işi bitirince, hemen başka bir işe giriş, onunla uğraş! Hep Rabbine yönel ve O’na yaklaş!”

Yani bir işte çalışırken yorulan bir kimsenin, meşgalesini değiştirerek dinlenmesi söz konusudur. Dolayısıyla ibadet ve hayırlı işlerin biri bittiğinde, hemen diğerine koşmak gerekir. Zira insan koşmayı bırakırsa tembelleşir. Atâlet ise girdiği her yerin âhengini bozar, mahveder. Aksine bir eğitimci dünyanın gidişatından mesuldür. Onun için atalet içinde olamaz. Her zaman toplumun önünden koşmalıdır. Yenikliklere ve değişime açık olmalıdır. Öğrencilerini yaşadıkları çağa göre değil gelecek yüz yılın becerileri doğrultusunda hazırlamalıdır. Günümüzde her 6 saatte bir bilginin yenilendiğinin farkına varmalıdır. İçinde bulunduğumuz dijital yaklaşımın çocuklarımızı farklı mecralara alıp götürdüğünü fark etmelidir.

Geleceğimizin barış, huzur ve selamet içinde olabilmesi için eğitimci güçlü olmalıdır. Ruhen ve zihnen diri olmalıdır. Bunun için ;

1-Kitap okunmalı. Ruhsal ve mesleki gelişimine katkı sunacak en az 10 kitap belirleyebilirsiniz. Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından mesleki gelişimler çerçevesinde belirlediği kitap listesinden 10 tanesini okuyabilirsiniz.

2-Tarihi ve doğal mekanlara tefekkür gezileri yapabilirsiniz. Yeni yerleri keşfedebilirsiniz.

3-Sosyal sorumluluk projelerinizi canlandırabilir. İctimai kulluk vazifenizle gönlünüzü dinlendirebilirsiniz.

4-Ailecek eğitimsel filmler izleyebilirsiniz. Bu filmleri Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından mesleki gelişimler çerçevesinde belirlediği film  listesinden seçebilirsiniz.

5-Akraba, eş dost ziyaretlerinizle birlikte değişik aktiviteler organize edebilirsiniz.

6-Yeni hobiler edinebilirsiniz.

7-Eğitimci derneklerin yaz faaliyetlerine katılabilirsiniz.

8-Fark atan bir eğitimci olabilmek, eğitimde bir alanda uzmanlaşabilmek için çaba sarf edebilirsiniz. Okullar açıldığında kendinizi geliştirdiğiniz bu alanda seminer veya atölye çalışmaları yapabilirsiniz.

9-Tatilde öğrencileriniz ve aileleri ile iletişiminizi devam ettirebilir ve onların hem dualarını alabilir ve hem de fark atan eğitimciliğe bir adım daha atmış olabilirsiniz.

İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği(İGEDER) olarak eğitimcilerimize ruhani ve mesleki gelişimlerinin bol olduğu, rabbine yöneldiği, tefekkürün ve şükrün bol olduğu bir dinlenme diliyoruz.

Rabbim eğitimci arkadaşlarımızın gayretlerini bol eylesin (amin) 17.06.2016

Nuri ÖZKAN

İGEDER Yönetim Kurulu Başkanı

Cevap Bırakın

Navigate