İgeder ve Yetişmiş İnsan

Hakim milletlerle mahkum milletler arasındaki fark: Bir avuç yetişmiş insan.

Yetişmiş insana olan ihtiyaç günümüz meselesi değildir. Yetişmiş insanın varlığı/yokluğu ilk insandan bu güne kadar gündemi meşgul ettiği gibi gelecekte de meşgul etmeye devam edecektir.

Gelişmişlikten, gelişmiş toplumdan söz edilirken;

-Toplumun, ekonomik olarak iyi seviyelerde olması, kişi başına düşen gelirin yüksek olması,         -Örgün ve yaygın eğitim kurumlarından mezun olan insan sayısındaki oranın yüksekliği,

-Bilimsel anlamda ortaya konulan eserlerin ve bilime sağlanan katkının oranındaki yükseklik,

-Toplumda yaşayan insanların mutluluk oranlarının yüksekliği,

-Bir ülkenin hakimiyeti veya mahkumiyeti,

-Dünyanın gidişine yön verecek siyasi aktörlerin olması,

-Teknolojide, sanayide ileri seviyede olması,

gibi faktörlerden biri veya birkaçı dikkate alınarak yapılmaktadır.

Bu anlamda bütün toplumların (gelişmiş, gelişmekte, geri kalmış) ortak sorunu yetişmiş insan gücüdür. İncelendiğinde görülecektir ki; bir çok noktada taban tabana zıt görüşlere sahip kapitalist ve sosyalist iktisatçılar gelişmişlikte/kalkınmada yetişmiş insan gücü noktasında birleşmektedirler. Aslında yapılan bütün planlar, yetişmiş insan gücünü elde etmeye yönelik…  Kimi devletler kendi insanına yatırım yaparak bu güce sahip olmaya çalışırken, kimi devletler yetişmiş insanları ülkesine dahil ederek (beyin göçü) bu güce sahip olmanın peşindeler.

Yetişmiş insan gücüne sahip olmanın bir formülü var mı? Bu gücü elde etmenin en kolay yolu nedir? Hangi okula, hangi kesime yatırım yaparsak bu güce daha kolay ulaşabiliriz? Hangi eğitim sistemini, hangi yöntem-tekniği kullanırsak yetişmiş insan gücümüz olur? Bir avuç yetişmiş insanı yakalamak için kaç öğrenciye hangi seviyede ulaşmamız gerekiyor?

Bu soruların nesnel bir cevabı, matematikte olduğu gibi mutlak sonucu ortaya koyacak bir formülü yok maalesef.  İhmal edilecek, görmezden gelinecek insanımızda yok …

Bu durumda, birlikte düşünmek, birlikte üretmek, birlikte paylaşmak ve birlikte gelişmek için bir gönül ve eğitime katkı hamlesi olarak yola çıkan İGEDER’in faaliyetlerinin önemi ve lüzumu kendiliğinden ortaya çıkmakta…

Her insanın özgün ve üstün bir yönünün olduğu muhakkak…. İGEDER’in asıl gayesi, öğretmene dokunmak, onun yetkinliğini arttırmak sureti ile öğrenciye ulaşmak, böylece öğrencilerimizin özgün ve üstün taraflarını ortaya koyarak, arzumuz ve özlemimiz olan bir avuç yetişmiş insana kavuşmaktır.

Aksi halde dokunamadığımız, elinden tutmadığımız, ulaşamadığımız öğrencilerden El CEZERİ, Ali KUŞCU, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet, Mahir İZ, Nurettin TOPÇU, Oktay SİNANOĞLU gibi insanların çıkmayacağının garantisi yok.

 

Davut TÜRKKAN

İGEDER FORMATÖRÜ

Cevap Bırakın

Navigate